EY İNSANLAR! VASİYETİMİ DİNLEYİN, BELLEYİN

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, ağır hastalığına rağmen tebliğ, tâlim ve irşad vazifelerini hiç aksatmamışlardır. Bu cümleden olarak yine hastalığı esnâsında îrad buyurdukları hutbelerinden birinde, İslâmiyet'in öğrenilip öğretilmesi hususunu ashâbına pek güzel bir surette derli-toplu olarak şöyle anlatmıştır:

"Ey insanlar!
Bilmiş olun ki; bu dünyadan göçme zamanının geldiği bana haber verildi. Allâh'ıma kavuşacağıma seviniyorum. Ümmetimden ayrılacağım için de mahzûnum.

Ey insanlar!

SEN NAMAZ KILMIŞ OLMADIN

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, bir gün mescitte ashâbıyla birlikte otururken, ismi Hallad olan, dîni yeni öğrenmiş bir bedevî zât girdi. Rükû ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı.

YA HAYIR SÖYLE, YA SUS!

"Kelâm", insanoğluna lütfedilmiş, müstesna bir nimet. "Söz", Silâhların en tesirlisi, ilâçların en şifalısı, zehirden acı, baldan tatlı bir "harikulâdelik." "Kelâm"ın ufku "Kelâmullah"tır.. "Kitâbullah"tır. "Söz" ile yollara ışık tutan rehberimiz Resûlullah (s.a.v.)'dir. "Sözün özü" nü, irfan pınarından içen "Evliyâullah"tır. Derviş Yunus Emre (k.s.), içtiği pınarlarından haberler veriyor.. "Sözün sırrı"nı, gönüldeki nur ile aydınlatıp ortaya koyuyor.
Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz nerden gelir?
Söz aslını anlamayan, sanır, bu söz benden gelir..

ÂDÂB-I MECLİS

Kendini sevdirmek istersen bütün ihvanına
Dikkat eyle meclisin âdâbına, erkânına.
Ekşi çehreyle oturma, verme sıklet bezme sen.
Tatlı dilli ol, güler yüz göster, olma dilşiken.
Sözlerin olsun zarîfâne fakat çok söyleme
Söz güherdir kadrini bil, boş yere sarfeyleme.
Anlatırken parmağınla dürtme halkı elhazer
Zor ile dinletme kendin, olma gayre derdiser
Bahse katma kendine ait ise bir iş hele
Sözde ısrar ü inat etme çıkarma velvele.
Olsa da gâhî lâtife pek latif olmak gerek

AHÎ NASIL OLMALIDIR?

İslâm âleminde daha önce de mevcut bulunan, cömertlik, mertlik, mürüvvet mânâlarına gelen ve güzel ahlâkın en yüksek mertebesi şeklinde bilinen fütüvvet teşkilâtı ile Ahî Evran'ın nasihatlerinden Ahîlik teşkilâtının umdeleri ortaya çıktı:
Ahî helâlinden kazanmalıdır. Hepsi sanat sâhibi olmalıdır.
Cömert olup yoksullara yardım etmelidir. Âlimleri sevmeli, gereken hürmeti göstermelidir.
Namazlarını zamânında kılmalı, kazâya bırakmamalıdır. Alçak gönüllü olmalı, fakirleri sevmelidir.
Nefsine hâkim olup, haramlardan kaçınmalıdır. Zenginlerin kapısına gitmemelidir.

SALAVÂT-I ŞERÎFE OKUMANIN FAZİLETİ

Geçmiş tarihte, salavât-ı şerîfe okumaya devam eden bir kimse, beş yüz dirhem borçlanır. Bunun sıkıntısından kurtulma için, salavât-ı şerîfe okumaya başlar. Sonunda bir gece rüyasında Resûlüllah (s.a.v.) efendimizle müşerref olur. Resûlüllah (s.a.v.):Ümmetimden Ebu'l-Hasen Kisâî'ye git. Benim gönderdiğimi söyle, senin borcunu ödesin. Eğer söylediklerine inanmazsa, ona: "Her gece yatmadan önce Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz üzerine 100 defâ salâtü selâm okurdun. Bu gece okumayı unuttun." dersin, buyururlar.

Salavât-I Şerîfe okumak

Süfyân-ı Sevrî (k.s)'den:
Kâbe-i Muazzama'yı tavaf ediyordum. O esnâda bir kimseyi gördüm. Her adımda salavât-ı şerîfe getiriyordu. Merakla kendisine sordum:

Niçin sâdece salavât-ı şerife okuyorsun? Her makâmın bir duâsı vardır. Başka duâ bilmiyor musun?

O kimse bana dönerek şunları anlattı:

AKILLI KİMDİR?

Ashab-ı Kirâm'dan Ebû Zer, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e sordu:

- Yâ Resulâllah, Hazret-i İbrahim'e inen sahifelerde neler vardı?
Efendimiz buyurdular:

- Nasihatlar ve mev'izalar vardı. Bu mev'izalardan bir kısmı şöyledir:

"Ey benim kulum, ben sana hükümdarlık verdim. Maksadım, halka zulmetmen değildir. Matlubum; halkı zâlimlerin elinden halâs etmendir. Mazlumları bana el açtırma, bedduâ ettirme. Çünkü kâfir dahi olsa mazlumun duâsını ben reddetmem.

ALÇAK GÖNÜLLÜ VE ÖLÇÜLÜ OL

Affettiğinden dolayı aslâ pişman olma; cezâlandırdığın için de katiyyen sevinme. Sakınmak imkânını buldukça hiçbir bâdireye atılma.

Bir de "Ben tam bir kudret sâhibiyim, emrederim, itâat ederler" deme. Çünkü böyle bir davranış kalbin fesâdı, dînin zayıflaması ve felâkete yaklaşma ile sonuçlanır.

ALLAH DOSTLARINDAN İSTİFÂDE

Hazret-i Ebülhasan Harkânî (k.s.) kendisini ziyâret eden Sultan Gaznell Mahmûd'u oturduğu yerden Kalkmadan karşılamıştı. Sultan kendisine:

- Efendim! Lütfen bana nasîhat buyurun, Buyurdu ki:

- Ey Sultani Şu dört şeye dikkat et: Günâhlardan sakın, namazı cemâ'atle kıl. Cömert ol, Allâhü Teâlâ'nın yarattıklarına şefkatli ol, Sultan;

- Bana duâ buyurl dedi. Hazret-i Harkânî (k.s.):

- Ey Mahmûdl Âkıbetin iyi olsun, inşâallah.

İçeriği paylaş

Sponsorlu bağlantılar